Ana içeriğe atla

Kayıtlar

"Mukadderat"

Kelime anlamı olarak "alın yazısı, kader" anlamlarına gelen Mukadderat, Nadim Güçün yönettiği başrolünde ise Nur Sürer'in oynadığı yalnızlık ve kimsesizlik gibi temaları İşleyen bir eserdir. Eşi vefat ettikten hemen sonra ikinci baharını yaşamak için arayışa giren, başka bir tabir ile kendisine "yatak arkadaşı" arayan Sultan'ın yalnızlık korkusunu derinlemesine anlatırken iki kardeş arasındaki miras çatışmasını da gözler önüne sermiştir. Finalde Sultan, içindeki yalnızlık korkusunu yenmiş, kendi ayakları üzerinde durmuştur ve iki kardeş arasındaki tarla meselesi de tatlıya bağlanmıştır. Bu film, emekçi, kendi ayakları üzerinde bir erkeğe muhtac kalmadan dimdik duran kadınlara ithaf edilmiştir. Yokuş Fanzin Yazan: İrem Günerkan İzleyen: İrem Günerkan

"Soraya'yı Taşlamak"

Soraya'yı Taşlamak, beni en çok etkileyen filmlerden birisidir. Fransız-İranlı gazeteci Freidoune Sahebjam'ın La Femme Lapidée adlı eserinden uyarlanan, 2008 yapımı Amerikan-İran drama filmi olan Soraya'yı taşlamak, dörtten fazla çocuk annesi Soraya'nın kocası Ali tarafından uğradığı iftira üzerine meydanda taşlanarak öldürülmesini anlatır. Ali, daha genç bir kızla evlenebilmek ister ancak Soraya'ya nafaka ödemekten kaçınır ve eşinden kurtulmak için onu zina yapmakla suçlar. Köyün din adamı ve muhtarı gibi ileri gelenlerini manipüle eden Ali, hiçbir somut delil veya adil savunma hakkı tanınmadan Soraya hakkında recm (taşlanarak öldürülme) kararı çıkartır. Bu Film; toplumsal baskıyı, dini taassubu, adalet kavramının yozlaşmasını ve kadın hakları ihlallerini sarsıcı bir dille gözler önüne serer. Yokuş Fanzin Yazan: İrem Günerkan İzleyen: İrem Günerkan

"İrrite"

İrrite, Fransızca irriter ve Latince irritare kökeninden gelen, temel anlamıyla “rahatsız etmek, tahriş etmek, huzursuz etmek ve sinirlendirmek” anlamlarında kullanılan bir kelimedir. Türkçede özellikle son yıllarda yaygınlaşan bu sözcük, hem fiziksel hem de duygusal bir rahatsızlığı ifade edebilmektedir. Bir şeyin insanın teninde bıraktığı tahriş hissinden, bir davranışın zihinde yarattığı huzursuzluğa kadar geniş bir kullanım alanına sahiptir. Günümüzde en yaygın kullanımı “irrite olmak” şeklindedir ve bu ifade, kişinin bir durum, davranış ya da kişi karşısında rahatsızlık, huzursuzluk veya hafif bir öfke hissetmesini anlatır. Kelimenin kökeni Latincedeki irritare sözcüğüne dayanır. Bu sözcük, ilk anlamıyla bir şeyi harekete geçirmek, kışkırtmak ya da rahatsız ederek tepki vermesine neden olmak anlamlarını taşımaktadır. Zaman içerisinde Fransızca ve diğer Avrupa dilleri aracılığıyla farklı anlam katmanları kazanan kelime, modern Türkçede özellikle psikoloji, tıp ve gündelik konuşma d...

"Ukde"

Ukde, gerçekleşmeyen ya da elde edilemeyen bir şeyin insanın içinde dert, düğüm ve eksiklik olarak kalması anlamına gelen Arapça kökenli bir kelimedir. Sözlükteki temel karşılığı “düğüm” ve “bağ” olsa da, Türkçede zamanla mecaz bir anlam kazanarak çözülemeyen pişmanlıkları, hasretleri ve iç sıkıntılarını ifade eden güçlü bir kavrama dönüşmüştür. Günümüzde en yaygın kullanımı “ukde kalmak” deyimidir ve bu ifade, insanın çok istediği hâlde gerçekleştiremediği bir durumun içinde iz bırakmasını anlatır. Ukde kelimesi, Osmanlı Türkçesi aracılığıyla 16. yüzyılda yazılı edebiyata girmiş ve özellikle Divan edebiyatında önemli bir yer edinmiştir. Şairler bu sözcüğü yalnızca gerçek anlamıyla bir düğümü anlatmak için değil, insan ruhunun çözülemeyen duygularını simgeleyen bir metafor olarak kullanmışlardır. Böylece ukde, aşkın, ayrılığın, özlemin ve kader karşısındaki çaresizliğin en zarif ifadelerinden biri hâline gelmiştir. Divan edebiyatının en büyük şairlerinden Fuzûlî, ukde kelimesini hem ta...